Haftanın Kahvesi


Dolap kapaklarının ardına gizlenmiş lavanta keselerinden süzülen mis gibi kokular, mutfaktaki emaye tencereden kulağınıza çalan lezzetli fokurtular, radyodan yükselen ince nağmeli bir hicaz, her saat başı muhabbetinize ortak olan guguklu saatin kuşu ve el emeği göz nuru danteller üzerine kurulmuş bol köpüklü bir Türk kahvesi... Anne evine hakim huzur ve mutluluğun tercümesi... Keyifli bir hafta dileğiyle sevgili dostlar...

Türk kahvesi yalnızca eş dostla sohbetlerimizin değil; yaz yaklaşırken bikini diyetine giren bayanların da en büyük yoldaşı!
Metabolizmayı hızlandırmak için bundan keyifli bir yol olamaz sanırım!
Herkese kahve tadında bir hafta dilerim...


"Yaşamasını becermek bir hüner, keyifli yaşamasını becermek ise bir sanattır." demiş Çetin Altan...
Bu keyfi bir fincan Türk kahvesi gibi ufacık şeylerde bile görebilmek de sahip olabileceğimiz en büyük maharet...
Hepimiz için mutlu bir hafta dilerim sevgili dostlar...


Bazen bol köpüklü bir Türk kahvesi, "Seni seviyorum" demenin en güzel yoludur...
Hele ki bu bir Pazartesi sabahıysa...
Hepinize mutlu ve sevgi dolu bir hafta dilerim...


Çayın kalabalıkla arası iyidir, muhabbeti kuvvetlidir. Oysa kahve, ya yalnızlık ister ya da sevgili...
Kahvenize eşlik edecek güzel insanlarla, keyifli bir hafta dilerim sevgili dostlar.


Bana göre 40 yıllık hatırın geçerli olmadığı tek fincan, hazır paketle hazırlanan Türk kahveleri...
2013'te Türk kahvesini #UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miraslar listesine sokan en büyük özelliği, gerek kül üzerinde, gerekse de ağır ateşte bakır cezveyle buluşup usul usul pişirilme ritüeliydi.
Bugün tek içimlik bir kahvenin ardını çevirdiğimizde ise; kahve, su ve tercihen şekerden oluşan bu saf karışıma glikoz şurubu, hidrojene nebati yağ, süt proteini, stabilizatörler, topaklanma giderici kimyasallar, emülgatörler, renklendiriciler, kabartıcılar eklendiğini görüyoruz.
Bu yüzden "Zaman ve gereç olmadığı yerlerde, yabancılara da tanıtım amaçlı sunulabilir" diyenler varsa, koruma altına alınmış bu kıymetli ritüeli pas geçip bir de üstüne o fincanı kahveden uzak kimyasallarla dolduracaksanız, teşekkürler, ben hiç almayayım...
Ağız tadımız yerinde, keyifli bir hafta olması dileğiyle...


Bu sabah Türk kahvesiyle değil; ama Türk kahvesine değer veren biriyle haftaya başlıyorum.
@cityofizmir'in ilk 3.dalga kahvecilerinden @twocupscoffee'nin sahibi sevgili @tolgita ile bu güzel cortado öncesinde Türk kahvesi ve kullandığımız Rio Minas hakkında uzun uzun konuştuk.
1970'lerdeki döviz sıkıntısı ile ülkemize giren, ardından da yıllarca bizi kötü bir aromaya mahkum eden Rio Minas, Brezilya'nın en düşük kaliteli çekirdeği.
Arabica olmasına rağmen nispeten deniz seviyesine yakın yetişmesinden ötürü toprak ve patates gibi istenmeyen kokulara sahip. Ek olarak yük gemilerinin en ucuz yerinde, yani dış cephesinde getirildiğinden, baskın bir iyot kokusu da barındırıyor.
Gerçek tadını ve aromalarını soğuduğunda anlamak mümkün. Nitekim sıcak dilimizi uyuşturup tat farkındalığımızı azaltır. Bu yüzden de soğumuş Türk kahvesine hepimiz yüzümüzü buruştururuz.
Türk kahvesi için 3.dalga dediğimiz kaliteli ve izlenebilir çekirdeklerle umut vaadeden çalışmalar yürütülüyor. İşini severek yapan ve bilgisini paylaşmaktan çekinmeyip tam tersi mutlu olan sevgili Tolga'nın başarılı Türk kahvesinde kullandığı çekirdekse Yemen Mocha.
Bunca yıl Rio Minas'a alışmış damağınız, olması gereken lezzeti garipseyecektir; ancak bir şans vermenizi tavsiye ederim sevgili dostlar.
Herkese keyifli bir hafta dilerim...


Türk kahvesini içmeden evvel fincanı şöyle bir burnunda gezdirip önce o nefis kokunun tadını çıkaran tüm dostlara günaydın!
Üçüncü dalganın etkilerini nihayet Türk kahvesinde de görmeye başladık. Artık neredeyse tamamını bizim satın aldığımız, Brezilya'nın en düşük kaliteli çekirdeği Rio Minas'a mahkum değiliz.
Arabica olmasına rağmen alçakta yetişen; iyot, toprak ve patates gibi kahveye istenmeyen tat veren kokulara sahip Rio Minas'ın yerini Yemen Mocha, Etiyopya Sidamo gibi kaliteli çekirdekler alıyor.
Yıllardır damak tadımız yanlış ve kalitesiz normlar üstüne inşa edilse de, kahveye gönül vermiş yetenekli dostların bu alışkanlığı yıkacağına ve Türk kahvesini ileriye taşıyacağına inanıyorum. Hepimiz için keyifli bir hafta olması dileğiyle...


Kahvenin iyi ve kaliteli olduğunu gösteren birçok unsur vardır.
Kokladığınızda kendini belli eden aroması, dilinize ilk dokunuşuyla bıraktığı lezzet, karakterini ortaya koyan asiditesi, boğazınıza akışında saklı kıvamı ve vedalaşınca damağınızda bıraktığı his...
Ancak bunların da ötesinde kahveyi güzel kılan ilk şey elbette ki ağız tadıdır...
Ağız tadınızın ve keyfinizin bol olduğu mutlu bir hafta dilerim sevgili dostlar...


Geçtiğimiz günlerde gazeteler "tereyağlı Türk kahvesi" başlığı attığında oldukça şaşırmış, ayrıntıları okuyunca da Afyon'daki kahveci ailenin fikri olan bu yağ işinin kavurma esnasında aroma verme amacıyla çok küçük bir miktarda kullanıldığını öğrenip rahatlamıştım.
Türk kahvesine yeni nesile uygun güncelleştirmelerle çikolata, fındık, çilek gibi farklı aromalar katılması, açıkçası pek hoşuma gitmiyor.
Nitekim mutfaktaki birçok konuda yeniliğe açık olsam da, Türk kahvesi benim için gelenekselliğini koruyan bir tabu. Bu yüzden de kahvemi aslına uygun şekilde şekersiz hazırlayıp tatlı isteyen dostlara da tabağın kenarına birer lokum, hurma veya benim akşam yemeklerinden sonra yaptığım gibi bir parça bitter çikolata iliştirerek "yandan çarklı" içmelerini tavsiye ediyorum.
Huzurlu ve bereketli bir hafta olması dileğiyle...


Türk kahvesi'nin Osmanlı'daki ilk yıllarına uzanırsak, kulpsuz fincanlarla karşılaşırız.
Hatta bu fincanların tabağı dahi yoktur.
Ne zaman ki kahve tutkusu Batı'yı da kasıp kavurur, işte o zaman aristokrat Avrupalılar bu işe kendi kişiliklerini katıp kahveyi Çin'den sipariş ettikleri porselen fincanlarda içmeye başlarlar.
Adeta bir statü sembolü olan özel tasarımlı fincanlar, sahipleri tarafından özel kutularda davetlere bile taşınır.
Kulp kısmı, sıcak fincan eli yakmasın diye kullanılırken, tabak da tercihen kahveyi döküp oradan soğutarak içmeye yarar.
Bugün sabah keyfimizi süsleyen rengarenk, zarif fincanlar Avrupa'ya dayansa da, içinde 500 yıldır değişmeyen bir lezzet saklıdır...
Hepinize keyifli bir hafta dilerim sevgili dostlar!
Bu fincanı bize hediye eden can dostumuz, arkadaşımız ve sevgili babacım'a @meralsimson çok çok teşekkur ederiz.