Haftanın Kahvesi


Kimileri yaşamın ayrıntılarda gizli olduğunu söylese de Chaplin "Hayat yakın çekimde trajedi, uzak çekimde ise bir komedidir," demiş. Belki de ufak şeylere çok kafa yorup büyük resmi kaçırıyoruzdur, ne dersiniz? Huzurlu bir hafta dileğiyle sevgili dostlar...

Bereketi ve mutluluğu hırsınızda, kıskançlığınızda veya cüzdanlarınızda değil;
•Soluduğunuz bu güzel havalarda
•Yürüyebildiğiniz uzun yollarda
•Dinlediğiniz şarkılarda
•Okuduğunuz kitaplarda
•Sofranıza koyduğunuz nimetlerde
•Hatırınızı soran arkadaşlarda
•Koşulsuz sevgi abidesi minik dostlarda ve en önemlisi de
•Size her daim kucak açan ailenizde arayın...
Bol kahveli ve keyifli bir hafta olması dileğiyle...


Birgün felsefe profesörü, elinde malzemelerde sınıfa girer ve hiç konuşmadan koca kavanoza ağzına kadar tenis topu yerleştirmeye koyulur.
Bitirdiğinde öğrencilerine kavanozun dolu olup olmadığını sorar, aldığı yanıt "Evet, doldu" olur.
Bu kez cebinden çakıl taşlarını çıkarıp boşluklara bırakır. Soruyu tekrarlar. Öğrencilerin cevabı değişmez, yine dolduğunu söylerler.
Muzipçe diğer cebinden kum çıkarıp boşluklara dökmeye kalkınca, öğrencileri gülerek "Artık doldu" der. Ancak hoca, tüm bunlara bir de iki fincan kahve ekleyip şöyle der:
"Bu kavanoz sizin hayatınız. Tenis topları ise hayatınızdaki en önemli şeyler. Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız.. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter. Çakıl taşları sizin için daha az önemli şeyler. İşiniz, eviniz, arabanız gibi. Kum da geriye kalan tüm ufak tefek ayrıntılar ve dertler...
Kavanozu doldurmaya önce bu gereksiz dertlerle başlarsanız, tenis toplarına ve çakıl taşlarına yer kalmaz. Vaktinizi, enerjinizi bunlarla israf ettikçe önemli şeyleri ıskalarsınız. Mutluluk için dikkatinizi daha büyük ve önemli şeylere çevirmenizi istiyorum. Çocuklarınızla oynayın, eşinize sarılın, sağlığınıza dikkat edin, evinizin ihtiyaçlarını karşılayın, dostlarınızla yemeğe çıkın...
Sıralamayı iyi bilin, zira gerisi hep kumdur..."
Öğrencilerden biri "Peki iki fincan kahve ne içindi hocam?" diye sorduğunda ise gülerek "Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınızla ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek yer vardır" cevabını verir.
Hayatınızdaki kıymetli şeyleri ıskalamamanız dileğiyle...
Hepimiz için keyifli bir hafta olsun sevgili dostlar!


Kahve aşığı dostlar özellikle Osmanlı'nın dönem minyatürlerini incelediklerinde, padişahların ellerinde kulpsuz fincan taşıdığını fark edebilirler.
Çünkü Türk kahve geleneğimizde fincanlar aslen kulpsuzdur.
Ancak sıcaktan eli yananlar olunca, 17.yy ortalarında fotoğrafta gördüğünüz, bardağı sarmalayan ve #zarf adı verilen gereç hayatımıza girmiş.
Tabii basitçe "gereç" dediğime bakmayın!
Altın, gümüş, pirinç, bakır gibi madenlerden; abanoz, kuka, ödağacı gibi hoş kokulu ağaçlardan; fildişi ve gergedan boynuzu gibi maddelerden üretilen bu zarflar ailelerin statülerini kanıtlayan gizli birer rekabet unsuruymuş!
Bu yüzden birçok aile harcamalarını kısar, yine de gidip misafirleri için en güzel zarflı takımdan almaya çalışırmış...
Fincanlarımızın kulpla henüz buluşmadığı o eski yılları yâd eden zarflı fincanlarda ne zaman kahvemi yudumlasam, damağıma keyifli bir nostalji aroması da geliyor.
Huzurlu ve hayırlı bir hafta olması dileğiyle sevgili dostlar...
#gevrekandgingerkahve
#gevrekandgingerizmir


Türk kahvesinin saraylara layık tadı ve sunumunun geçmişte yalnızca Osmanlı ile sınırlı kalmadığını, Louvre Sarayı'nın bir odasında da özel olarak yapılıp içildiğini biliyor muydunuz?
1660'lı yıllarda tanınmış Osmanlı Sefiri (elçisi) Süleyman Ağa, Paris'in önde gelen şahsiyetlerine sık sık davetler düzenler, Türk kahvesinin sunulduğu bu eğlencelerle bir nevi kültür ataşeliğine de soyunurmuş. Onun elçilik konağında kahve içmeye davet edilmek, Paris'in jet sosyetesi için büyük bir ayrıcalık sayılırmış.
Türk kahvesinin Paris'te gitgide tanınmaya başladığı ilerleyen yıllarda Kral XV.Louis'nin yakınlarından Madam Pompadour ise Louvre Sarayı'nın bir odasını Türk odası olarak düzenleyip buraya " A la Turca" yani "Türk usulü" adını vermiş.
Buranın özelliği saray hanımlarının Türk kadınları gibi giyinmesi, zarafet dili olarak Türkçenin konuşulması, içecek olarak da aslına uygun Yemen çekirdekleriyle hazırlananıp şık fincanlara konan bol köpüklü Türk kahvesi ikram edilmesiymiş.
Yakın zamanda kahvemizin uluslarası arenada hak ettiği yeri bulması ve geçmişe yaraşır şanıyla daha birçok insanın ağzını tatlandırması dileğiyle...
Olur mu? Belki de olur, bekleyelim bakalım...
Hepimiz için güzel ve hayırlı bir hafta olsun sevgili dostlar!
#gevrekandgingerkahve
(Not: Yukarıdaki muhteşem fincan sevgili @berataysal'ın değerli koleksiyonundan)


Bu sabah kahvem o kadar acı ki, içilecek gibi değil!
Umudumuzu tümden yitirme ihtimali içimi kemiriyor, tadımı kaçırıyor. Bu yüzden siz siz olun, "umut hırsız"larına ve "provokatör"lere prim vermeyin!
"Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim..."
Yaşamak için en mühim duygularımızdan biri, eli, kalbi ve vicdanı kirli kişilerin namlusuna düşse de, ben de ATA'mın dediği gibi ülkemizden, bayrağımızdan, TÜRK milletinden asla umudumu kesmeyeceğime, söz veriyorum!
Tıpkı iktidarın, muhalefetin, tüm halkın uzlaşıp yapması gerektiği gibi...
Umut demek, sabır demektir. Sabır da bu güzelim ülkedeki başrol oyuncusudur. İnşallah selamettir de sonu...
Ötekileştirmenin, "yaşam tarzı" dersi vermeye soyunan provokatörlerin de yol açtığı, ilk ve son olmasını istediğim bu vahşette, güzel dileklerini yeni yıla saklayamadan aramızdan ayrılanların mekanı cennet, ülkemizinse başı sağ olsun...


Yeni yıl isteklerinizin arasına bol bol bereket de eklediniz mi?
Tabii bunu sadece lâfta bırakmak istemezseniz birçok insan gibi gece yarısı kapı eşiğinde nar kırmayı da deneyebilirsiniz.
Kimine göre batıl inanç, kimine göre asırlardır medeniyetlerin sağlık, bereket, doğurganlık ve zenginlik adına benimsediği kutsal meyve...
Her ikisinde de önemli olan, güzel şeyler için kalbinizde umut taşımanız...
Nar taneleri misali bereketli bir hafta dilerim sevgili dostlar...
(Not: Türk kahvesini bu denli zarif bir desenle buluşturan @designbyseydaasli 'ya çok teşekkürler)
2016'nın son xmas günü olan bugün "last christmas" ile "aşkı fısıldayan" adam, #GeorgeMichael aramızdan ayrıldı! Işıklar içinde uyusun...
#gevrekandgingerkahve


Bugünkü Türk kahvem, Hristiyan dostlarımızın Noel haftası şerefine bu güzel demirbaş lezzetlere eşlik ediyor.
Tüm Avrupa'da olduğu gibi Almanya'daki Noel arifelerinde de, rengarenk ışıklarla süslenen şehir merkezi, #stollen, #lebkuchen ve bol aromalı sıcak şarabın buram buram kokusu ile ritüeli tamamlamış olur.
Noel keki, #christmascake ve #fruitcake gibi isimlerle de anılan #stollen, sultaniye üzümü, badem, portakal parçacıkları, limon kabuğu, süt, susam, rom, tarçın, karanfil, marzipan ve dahasından oluşan zengin içeriği ile tam bir kış tarifi.
Hansel ve Gratel'deki cadının evini inşa ettiği #lebkuchen ise Nürnberg menşeili, hem tatlı hem baharatlı, ilk ısırıkla gelen tarçın dengeyi hafif bozsa da devamında damakta tango yapan leziz bir Noel kurabiyesi.
Alman müşterilerimin her yıl olduğu gibi bu sene de göndermiş olduğu nazik ikramlar, Türk kahvesiyle çok iyi anlaştı.
Terörün karanlık yüzünden uzak, huzur ve barış içinde bir hafta dilerim...
#gevrekandgingerkahve


"Onlar, bunlar, şunlar" değil, "BİZ" varız!
Sev ya da sevme, aynı fikir uğrunda yürü ya da yürüme...
Atamın "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözünü kalpten söyleyebilen herkes için tek bir bayrak, tek bir Türkiye var.
Güzel ülkemin, güneşli günler göreceği, mutlu bir hafta dileğiyle...
#gevrekandgingerkahve


Bir zamanlar her şeyden şikayet eden, her gün hayatın ne kadar da berbat olduğundan yakınan bir kız varmış. Hayat ona göre çok kötüymüş, çözdükçe yenisi çıkan problemlerden bunalmış...
Genç kızının bitmek bilmeyen bu mızmızlanması karşısında, aşçı olan babası ona bir ders vermek istemiş.
Ocağa 3 cezve koyup sular kaynayınca içlerine sırasıyla patates, yumurta ve #kahve çekirdekleri yerleştirmiş. Dakikalar sonra patates ve yumurtayı birer tabağa, kahveyi ise güzel bir fincana koymuş ve kızına "Nedir bunlar?" diye sormuş. Mutsuz ve umursamaz kız "Patates, yumurta ve kahve işte!" diyerek alayla cevap vermiş. Babası daha yakından incelemesini isteyince yumuşamış patatese, sert yumurtaya dokunmuş, kahveye geldiğinde ise nefis aromasını içine çekip koca bir yudum almış. "Tüm bunlar ne anlama geliyor?" diye sorduğunda babası şöyle yanıtlamış: "Patates de, yumurta da, kahve de aynı sıkıntıyı çekti, aynı suda yandı. Patates sert ve tavizsizken ezildi, yumurta kırılganken içini sertleştirdi, kahve ise kendi değiştiği gibi suyu da değiştirdi. Sen hangisi olmak istersin? Bir sıkıntı kapını çalarsa ne tepki vereceksin? Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin, yumurta gibi kalbini mi katılaştıracaksın, yoksa kahve çekirdekleri gibi başına gelen olayların duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına apayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?"
Ya siz hangisi olacaksınız?
Hayata mutlu bakmayı seçtiğiniz, mücadeleyi elden bırakmayacağınız güzel bir hafta dilerim sevgili dostlar...
#gevrekandgingerkahve


Türk kahvesinin yanındaki su önce mi içilir, sonra mı?
Fransız yazar Théophile Gautier, "İstanbul" adlı kitabı için biriktirdiği anılarında şehrin kahvehanelerini anlatırken, Doğu dillerini çok iyi bilen ve Müslüman kıyafetleri ile dolaştığı için fark edilmeyeceğini sanan bir Avrupalının şaşkınlığına da yer verir.
Zira yabancı, kahvede kendisine "Frenk" diye seslenen bir bedeviye bunu nasıl anladığını sorduğunda "Çünkü suyu kahveden sonra içtin!" cevabını alır.
Türk kahvesinin yanında gelen su, damakta kalan tüm figüranları oyundan alıp sahneyi ilk yudumun tiradına açmak içindir. Hatta eski adetlere göre kahveden sonra içilen su "Kahve kötü olmuş," mesajı taşımakta ve ayıp sayılmaktadır.
Kahvemiz hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler sitem olan "www.gevrekandginger.com" a bir göz atabilirler!
Türk kahvesi ritüelimizin doğru şekilde nice yüz yıllar boyu yaşaması dileğiyle...
Mutlu bir hafta dilerim sevgili dostlar...
#gevrekandgingerkahve