Türkiye


Osmanlı gibi köklü bir kültürün, “döner ve kebap” etiketine sıkıştığı şu günlerde, hem “Yeni Anadolu Mutfağı”na hayat veren, hem de geleneği hakkıyla devam ettiren favori lezzet duraklarım...

Yanıbaşımızda Japon Esintileri: Kurochan

Japon mutfağı denildiği zaman akan sular durur

Alaçatı’daki Salyangoz: L’Escargot Restaurant

Boş bir zamanınızda sokakları arşınlarken sizi bulan yağmur keyiflidir

Ege Mutfağına İspanyol Bakış: Mancar

Egelilerin kullandığı isim “mancar”

İstanbul’a Dalıp Gitmek: Mikla Restaurant

İstanbul, güzel bir kadın gibi

Cennette Bir İtalyan Sofrası: Assaggio Restaurant

İnsana kendini evinde gibi hissettiren yerler çok kıymetlidir

Yola Devam: Barbun Restaurant

Gözü pek oltacıların bile zaman zaman aklı karışır

En İyi 50’den Biri Olmaya Aday: Alancha

Görmek, koklamak, tatmak, duymak ve dokunmak

3 Göz Ocak ile Dünyanın Lezzeti: Can Oba Restaurant

Suni deri kaplama sandalyeleri, formika masaları, kâğıt poşet içinde gelen çatal bıçağı

İstanbul’a Yakıştı: Ristorante Di Italia Massimo Bottura

Mısır Çarşısı’ndan etkilenmemek mümkün değil

Kumbaracı Yokuşu’nda Yeni Türk Mutfağı: Yeni Lokanta

Et yemeklerine başlangıç hellimli köfte ile oluyor

Yedi Tepe Manzaralı Michelin: Nicole Restaurant

Nicole gibiler çoğaldıkça er ya da geç Michelin gelecek