Güvenç Konyalı: İstanbul’daki Konyalı


İstanbul’dakilerin bu konuda iyi bir şansı var: Güvenç Konyalı

Güvenç Konyalı: İstanbul’daki Konyalı

Kendi şehri dışında yöresel lezzetlerini sunan lokantalara çoğunlukla ön yargı ile yaklaşılır. Kimisi bu kuşkuda haklı çıkar, nitekim bu işin en önemli anahtarı doğru malzemedir. Kendi memleketinin havasını suyunu almamış, otlaklarında dolanmamış bir kuzuyu yiyen Konyalı, farkı çabucak anlar. Ancak İstanbul’dakilerin bu konuda iyi bir şansı var: Güvenç Konyalı.

1988’de açılan ve klâsik Konya lezzetlerini yedi tepeye taşıyan lokanta, Güvenç ailesinin Sirkeci ve Merter’deki şubeleriyle 30. yılına yaklaşıyor.

Benim Merter 1 şubesini denediğim Güvenç Konyalı’da kuru çiçek bamya çorbasıyla ritüel tersten başlıyor. Nitekim düğünlerde de pişirilen bu çorbayı Konyalılar aslında yemek sonu dijestif niyetine tüketmekte. Burada metropolün yemek kültürüne uyum sağlamak adına öne çekilmiş. Tüyleri dökülsün diye kalbura sürülüp kurutulan çiçek bamyalar, yemek öncesi ya da sonrası fark etmeden içilecek leziz bir çorba ortaya çıkarmış.

 

Konya’daki tabelalarda en çok görebileceğiniz iki kelime; etli ekmek, yine Konya’dan gelen et ve sert un ile hazırlanıp taş fırında pişiriliyor. Ancak ortalama bir lezzet sunuyor, diyebilirim.

 

 

Lokantanın en meşhur yemeği olan fırın kebabı, Selçuklular döneminden beri Konya’nın mutfağından çıkan bir yemek. Güvenç Konyalı’da Ereğli’den gelen erkek kuzular kullanılıyor. Taş fırında, odun ateşinde bakır kazanlar içinde yalnızca tuz takviyesiyle 6 saat boyunca pişirilen kuzu, müşterilere sunulana kadar da köz ateşi üstünde kendi suyunda bekletiliyor. Lokantada kaburga, incik ve kemiksiz şekilde sipariş verebiliyorsunuz. En makbul yeri elbette ki ön kol ve kaburga. Onca saatin ardından lokuma dönen et, adeta kemiğinden dökülüyor! Hem görünüm, hem de tat oldukça başarılı.

 

Midenizde yer kalmamış olsa bile Güvenç Konyalı’da tatmanız gereken bir lezzet daha var: o da cevizli sac arası.

Saca oturtulmuş bir tepsiye dizilen hamurların üstüne kapak niyetine bir  sac daha konması, bu sacın da içine mangaldan alınan közlerin eklenmesiyle çift yönden pişirilen, bu sebeple sac arası ismini alan tatlı, ankastre fırınların her yeri işgal ettiği günümüzde maalesef pek geleneğine bağlı hazırlanmıyor. Gül böreğinin cevizlisi ve şerbetlisi olarak tanımlayabileceğim tarif, yumuşacık dokusu ve rahatsız etmeyen şeker oranıyla tatlı insanı olmayan beni bile baştan çıkaracak cinsten.

 

Lokanta hakkında değinmek istediğim bir başka konu ise, servis elemanları. Yurt dışında restoranlara ve menüye hakim servis elemanları artık neredeyse bir zorunlulukken, ülkemizde çalıştığı alan ve yer hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan, müşterilerin sorularına sessiz kalan ya da daha kötüsü yalan yanlış cevaplar türeten çalışanlarla karşı karşıya kalıyoruz. Burada ise özellikle de sevgili Süleyman’ın samimi ilgisi ve bilgisi, takdiri hak ediyor.

Bahar aylarını lezzetli kılan kuzunun şimdi tam sırası. Mevsimi kaçırmadan güzel bir örneğini yemek istiyorsanız, Güvenç Konyalı, İstanbul’da bulunan dostlara önereceğim bir lokanta...

Ağız tadınız ve keyfiniz bol olsun...

 

Güvenç Konyalı

http://www.guvenckonyali.com

Merter 1 Şubesi

Gülbayır Sok. No:16/4

Merter/İSTANBUL

+90 212 555 08 18

 

 


Bu Yazıyı Paylaş


İlginizi Çekebilir


Humusçu İbrahim Usta: Antakya’da Uğramanız Gereken Bir Lezzet Durağı

Antakya'da yöre halkı gibi kahvaltı etmek isterseniz, yolunu tutacağınız ilk adres Humusçu İbrahim Usta...

Fasülyeli: Kuru Fasulye ile 24 Farklı Tarif

Bursa Nilüfer'deki Fasülyeli, iki kardeşin kuru fasulyeyi bin bir türlü lezzete soktukları keyifli bir esnaf lokantası...